Bizden Size

Ellerini kaldırdıkça kaldırmıştı. “Bana verdiğin sözü ve ahdini tahakkuk ettirmeni bekliyorum!” diye yalvarıyordu, durmaksızın. Israrla kollarını yukarıda tuttuğu için, ridâsı omzundan düşüyor, ama o aldırmadan duayı sürdürüyordu.

Karşı karşıyaydılar işte. Çok değil, iki sene önce kendilerini çok sevdikleri Mekke’den çıkaran kibirli ve inkârcı güruh, şimdi Bedir’de yalın kılıç karşılarındaydı. Hz. Peygamber, ilahî vaadin yerine gelmesi için ısrarla Rabbine yakarırken, melekler kılıçlarını çoktan kuşanmıştı.

Ve elbette zafer, o bir avuç mü’minin olacaktı. Tarihler, hicrî ikinci yılın Ramazan ayının 17’nci gününü (12 Mart 624) gösteriyordu.

* * *

Çekilen onca sıkıntının ve verilen zorlu sınavların ardından, Müslümanlar akın akın Mekke’ye giriyordu. Kan dökmeden, kimseyi üzmeden, o emin beldenin şanına yaraşır biçimde… Mü’minler sevgiliye kavuşurcasına, tek tek taşlarına bile hasret kaldıkları Mekke’nin sokaklarına koşuşurken, Hz. Peygamber Rabbine karşı tevazusundan ve mahviyetinden dolayı başını eğdikçe eğiyordu.

Mekke, artık aslî sahiplerinindi. Tarihler, hicrî 8’inci yılın Ramazan ayının 20’nci gününü (10 Ocak 630) gösteriyordu.

* * *

Ramazan sadece ibadet ve oruç ayı değil, aynı zamanda Müslümanların hafızasında çok sayıda zaferle özdeşleşmiş bir şuur iklimidir. Yukarıda sadece ikisini zikrettiğim nice parlak dönüm noktası, Ramazan ayında yaşanmıştır.

Derin Tarih olarak, Ramazan ayını bu yönüyle ele aldığımız sayımızla karşınızdayız. İslâm dünyasının acılarla, işgal ve savaşlarla boğuştuğu bir dönemde, Ramazan bir huzur ve sekînet penceresi aynı zamanda. Dış dünyada ne yaşanırsa yaşansın, Ramazan içimize bahar müjdeleri getiriyor. Bu nimetten, kalbimizle baş başa kalabildiğimiz oranda istifade edeceğiz. İşte tam bu noktada, dosyamızın kalplerinize iyi geleceğine inanıyoruz.

Şimdiden, bereketlerle dolu bir ayın ardından, hayırlı ve bereketli bayramlar dileriz.

Benzer konular