Kalbe Dokunan İlmek

Efendimizin ﷺ bu güzel sözünden yola çıkarak O’nun her işi severek, Allah için yaptığını biliyoruz. Bu inancı benimseyen atalarımız da aynı şuur ve özveriyle bugün bize örnek teşkil eden eserler bırakmışlar. Ecdadımızdan yadigâr kalan estetik, aşk ve zarafet anlayışıyla tecessüs etmiş bu eserlerin mayasında Hz. Peygamber’in hadisleri vardır. Bu yüzdendir ki atalarımız ellerinden gelenin en iyisini yapmayı düstur edinmiş, dört elle sarıldıkları bu prensip sayesinde dokundukları her şeyi sanat eserine çevirmiştir.

Taş ancak bu şuur sayesinde Divriği Camii’ne dönüşebilirdi. Bu mahir ellerde pamuk ve yün envai çeşit kumaşa, o kumaşlar türlü eşyalara dönüştü. Yemeniden gömleğe, havludan çarşafa, entariden bindallıya her biri eşsiz, özgün el emeği göz nuru ürünler çıktı ortaya.

Peki, insanlık tarihinin her döneminden farklı bir üretim ve tüketim döngüsünü dayatan modern hayatla birlikte neler kaybettik dersiniz? Böyle bir kıyas için koleksiyoner Yusuf İyilik’in üç kıtadan topladığı Osmanlı dokuma ürünlerinden oluşan sergiyi tavsiye edelim. Ramazan ayı öncesinde açılan sergi “Kalbe Dokunan İlmek” adıyla Üsküdar Nevmekan Sahil Galeri’de misafirlerini ağırlıyor. Tekstil ürünleri sahasında Türkiye’deki en büyük koleksiyona sahip olan İyilik, 3 binden fazla parçayı bir araya getirmeyi başarmış. Bunların yanında sergide ütü sobası, dikiş makinesi, fener, ayna, takı ve kemer örnekleri de karşılıyor ziyaretçileri.

Sergi boyunca kültürümüzün kumaşa sirayet ettiği dokumacılık alanındaki gelişmeleri takip ederken, sizi selamlayan emsalsiz parçalar arasında neler yok ki! Osmanlı ile özdeşleşen, yörelerine göre tasnif edilmiş dival işlemelerinden oluşan bindallılar ve kıyafetler; iğne, boncuk oyalı ahşap baskı yazmalar; ince işçiliğe sahip çantalar; iğne oyalarının eşlik ettiği çiçek motiflerinden gelin taçları; tütün, saat ve para keseleri; kapı tokmakları ve ahşap baskı kalıplar; ipek, kadife gibi kumaşlar üzerine nakşedilen motifleri ile göz kamaştıran bohçalar, seccadeler, yastık yüzleri, örtüler ve daha neler neler…

Bu muhteşem objeleri incelerken geçmişe ve bunları yapan insanların dünyasına misafir oluyorsunuz. Medeniyetimizin güzellik algısı genç kızların veya gelinlerin ilmek ilmek işlediği nakışlarda nefes almaya devam ediyor. Dokunduğu yerde ya da bir gelin çeyiziyle yerleştiği evde türlü hatıralara şahit olan bu eşyalara uzak olduğumuz gibi bunları üreten insanların kültürel ikliminden de o kadar uzağız. Artık bu güzellikler bizim için kalplerimizi ferahlatan bir nostalji. Çünkü “kullan at” kültürünün çocuklarıyız, tüketim için yaşıyoruz.

Kim bilebilirdi ki o gün bir kumaşa atılan ilmek gün gelecek gönüllerimi de tezyin edecek? Merak edenler “sosyal mesafe, maske ve HES kodu’’ uygulamalarına titizlikle riayet edilen bu ilginç sergiyi Ramazan ayı boyunca ziyaret edebilirler.

Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında…