EDİB CEVAT CUDEH EL-HÜSEYNÎ: “BİZ SELAHADDİN EYYÛBÎ’DEN EMANET OLARAK TARİHİ BİN YILA DAYANAN İKİ ANAHTAR TESLİM ALDIK”

KONUŞAN: BEYZA ARMAĞAN

 

Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını yaklaşık 850 yıldır muhafaza ediyorsunuz. Anahtarlar neden Müslüman bir aileye verildi? Bu hikâyenin aslı, başlangıç noktası nedir?

 

Bildiğimiz üzere Kıyamet Kilisesi dünya üzerinde Hıristiyanlar için en kutsal yerlerden biridir; çünkü içerisinde Hz. İsa’nın (as) kabrini bulundurduğuna inanıyorlar. Selahaddin Eyyubî Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtarınca Müslümanlardan intikam olarak kiliseyi yıkma teklifiyle gelenler olmuştu. Çünkü Haçlılar Kudüs’e geldiklerinde her şeyi yakıp yıkmış, çok fazla Müslümanı katletmişlerdi. Ama Selahaddin Eyyubî Allah korkusu olan biriydi ve bu teklifleri reddetti. Bunun yerine Ömer Emannamesi’ne bakmayı tercih etti. O emanname ki Beytülmakdis’ten dünyaya yayılan, İslam’ın Hıristiyanlara hoşgörüsünün ifadesidir. Bu emanname ile açıkça Hristiyanlara istedikleri gibi ibadet edebilme özgürlüğü verilmiş, kilise inşa etmelerine izin verilmiş, kendi işlerini kendileri görmelerine müsaade edilmiş. Peki ne olmuştu da Hıristiyanlar Müslümanlara zarar vermeye, onları öldürmeye başlamıştı? Çünkü Hz. Ömer (as) vefat ettikten sonra emannameden tavizler verilmiş ve emanname de onunla beraber ölmüştü. İşte Selahaddin Eyyubî bu Emanname’yi ihya etmek için gelmişti.

Hz. Ömer’den sonra süregelen bu sıkıntılı hali ortadan kaldırmak için Selahaddin Eyyubî Etiyopyalılar, Rum-Ortodokslar, Katolikler, Süryaniler, Kıptîler, Ermeniler’den olmak üzere altı Hıristiyan mezhebinin liderlerini bir araya getirmiş ve onlara (Onlara tek bir şey söylemişti: “Ben sultan olarak hepinizi koruyabilirim. Ama ben ölüp gittikten sonra Emanname’nin de ölüp gitmesini istemiyorum. Kıyamet Kilisesi’nin uzun süre koruma altında kalmasını arzu ediyorum. Bunun için size sunmak istediğim bir fikrim var, kabul ederseniz ben elimden geleni yapmaya hazırım. Eğer reddederseniz seçim sizin. Eğer dilerseniz Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını Al-i Beyt’e teslim edebilirim.” Hıristiyan mezhepleri bu fikri onayladılar ve o zamandan beri Hz. Ömer’in Emannamesinin muhyisi Selahaddin Eyyubî’nin emriyle bu anahtarları muhafaza ediyoruz.

İsrail işgalinin ardından Kıyamet Kilisesi’nin anahtarları Hıristiyanlar arasındaki ayrılık ve anlaşmazlıklardan dolayı zorla Müslüman bir aileye verilmiş diye bazı söylentiler yayılmaya başladı. Bu doğru değil çünkü o Hıristiyan mezhep mensuplarını bu topraklara getiren zaten Selahaddin Eyyubî idi. Onun zamanında Hıristiyanlar birbirlerini öldürmeye cesaret edemezlerdi çünkü kiliseyi onlar arasında bölüştüren de yine Selahaddin Eyyubî’nin kendisiydi. Mezhepler arasındaki anlaşmazlıklar 1520 yılından sonra, Kanuni Sultan Süleyman döneminde ortaya çıkmaya başladı. Bu Siyonistlerin Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında anlaşmazlık çıkarma şekliydi. Bu inanışı yaygınlaştırarak Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtmayı hedeflediler. “Siz birbirinizi öldürüyordunuz, Müslümanlar sizin aranıza girdiler” iddiasında bulundular. Böylece Hristiyanlar anahtarları zorla alıp kiliselerine el koyduğumuzu düşünecek, Müslüman liderler kötü bir şekilde yaftalanacaklardı. Ama bu doğru değil. Bu bölge uzun süre Müslümanlar tarafından yönetildiği için Hıristiyanların Müslümanların güvenilirliğinden şüpheleri yoktu. Bu yüzden Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını kendileri ona teslim etmişlerdi.

Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…