Kasım 2012 - Sayı 8

KAPAK DOSYASI: HARF İNKILABI, AMAÇ NEYDİ?

Derin Tarih Kasım sayısında bir türlü cevaplanamayan o soruyu, “Harf İnkılabı’nın hakiki amacı neydi?” sorusunu kapak dosyası olarak masaya yatırıyor.

“Harf İnkılabı Türk halkının tarihle ilişkisini kesmeye yaradı” diyen Ayşe Hür, Harf İnkılabı’nın 1862’de başlayan serüvenini Derin Tarih okurları için anlatıyor. Mustafa Armağan ise Harf İnkılabı’nın temel soruları ve sonuçları meselesinin henüz kapağı açılmamış bir hazine olduğunu belirterek bu kritik konuyu sarsıcı argümanlar eşliğinde enine boyuna tartışıyor.

Hayati Develi, Türklerin yaklaşık 1300 yıl öncesinden başlayarak bugüne dek kullandıkları dilleri ve bu dillerin hikayelerini anlatıyor. İsmail Kara “Türkçedeki ‘Cim karnında bir nokta’ yahut ‘He’nin iki gözü iki çeşme’ deyimlerini ancak Arapça hurufat üzerinden düşünebilir ve dile getirebilirsiniz” diyerek Harf İnkılabı’yla kaybettiklerimizi hatırlatıyor. Mehmed Niyazi ise yine can alıcı bir noktaya parmak basıyor ve okuma-yazma oranının 1 gecede %12’den %1 oranına nasıl düştüğünü irdeliyor.

Dersim’le Yüzleşmek ve Seyit Rıza başlıklı özel dosyamızda Cafer Solgun, usul usul kanayan bir yarayı, Dersim gerçeğini ters yüz ederek noktayı koyuyor: “Dersim’le yüzleşmek, özünde çeşitliliğiyle anlamlı ve değerli olan Türkiye toplumunu ‘medenileştirmek’ adına tektipleştirmeyi ve tanınmaz hale getirmeyi amaç edinmiş bir zihniyetle yüzleşmek demektir.” Mahmut Akyürekli ise Dersim tartışmalarında kaybolan gizemli çehreyi, yani Seyit Rıza’yı hiç bilinmeyen özellikleriyle belki de ilk kez gerçek anlamda tanımamızı sağlıyor.

BAŞKA NELER VAR?

Siz hiç Kanada’daki Kars’a gittiniz mi? Gitmek şöyle dursun, ilk kez böyle bir şey duyuyorum diyorsanız Begüm Ayhan’ın rehberliğinde buyurun seyahate!

Atatürk’ü kutsallık zırhına büründürmeden tanıyabilmek mümkün mü sizce? Tarihçi Gözüyle köşesinde Şükrü Hanioğlu, Atatürk’ü bir kült haline getirmenin trajik sonuçlarından ve onu tarihselleştirebilmenin gereklerinden bahsediyor.

Don Kişot, İspanyol kripto Yahudileri veya Cristiano Nouvo (Yeni Hıristiyanlar) cemaatinin adeta kendi arasındaki iletişim dilidir ve Kabalacı Yahudiliğin romanımsı bir tefsir kitabıdır. Nasıl mı? Cevabı Kürşad Demirci’nin anlatımıyla Derin Tarih Kasım sayısında!

Derin Tarih’ten bir “ilk” daha! Fatih’in Yunanlı arhonlara gönderdiği hoşgörü mektubunu bulduk. Bu mektubun tam metni, Diana Gilliland Wright’ın kaleminden ilk kez Derin Tarih‘te.

İlmin feneri önde, o arkada diyar diyar gezen bir alimin, Ali Kuşçu’nun çarpıcı yaşam öyküsüne kulak vermek ister misiniz? O halde Salim Aydüz, tatlı üslubuyla sizi bekliyor.

Sarayın patronları kimdi dersiniz? Çoğunlukla Afrika kökenli olan ve Mısır’daki esir pazarından seçilip hadım edilerek Osmanlı Sarayı’na alınan, sonra da sarayın patronları olan Dârüssaade ağalarını Tülün Değirmenci yazdı.

İzdüşüm köşesinde Norman Stone, çılgın dil İngilizcenin geçirdiği dil devrimini Derin Tarih için yazıyor. III. George’dan Thomas Mann’a, Türkçenin zorluklarından İngilizcenin çıldırtan kurallarına uzanan sıra dışı bir seyahat sizi bekliyor.

İşte İslam savaş ve siyasî tarihine dair çarpıcı bir yazı… Arap siyasetinin dâhi komutanı Amr b. el-Âs’ın önce bir İslam düşmanı, sonra da Hz. Muhammed’in elçisi ve kâtibi olarak cephelerde geçen ömrünü Adem Apak anlatıyor.

Atatürk’ün sofrasındaki Cumhuriyet tetikçilerinden biri de Recep Zühtü Soyak’tı. Eli kanlı bu Cumhuriyet bekçisinin tüyler ürperten cinayetleri İsmail Akbal’ın sürükleyici cümleleriyle Derin Tarih‘te!

Malkara’yı en son terk eden Ermenilerden Boğos Usta’nın New Jersey’in de en ünlü tamircilerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Ümit Bayazoğlu, hemşehrisi Boğos Usta’yı anlattı. Hem de hiçbir yerde duyamayacağınız detaylarla…

Bir edebiyatçı öldürülmeyi hak edebilir mi? Kaleminiz darağacınız haline gelebilir mi? Tek Parti döneminin meşhur faili meçhul cinayeti Sabahattin Ali olayını, Istranca ormanlarında katlediliş öyküsünü ve cinayetin örtbas edilişinin arkasındaki kirli oyunları Sami Akbıyık aydınlatıyor.

Türkiye’deki pek çok şehirden daha çok Osmanlı kokan, “bizim” olmasa da her şeyiyle “bizden” olan bir şehre, güzeller güzeli Halep’e neden ihanet ettik? Cevabını Mehmet Çelik veriyor.

Türk halkına tarihi kim sevdirdi? Tabi ki Ahmed Refik Altınay. Bir öğretim görevlisi olarak üniversite kapısının önüne konuluşundan Zeki Müren’in sesinden dinlediğimiz güftelerine, popüler tarih yazımı için sunduğu önerilerden rejimi nasıl küstürdüğüne, iniş çıkışlarla geçen hayat hikayesi Kahraman Şakul’un anlatımıyla Derin Tarih sayfalarında.