Özel Sayı 19 - Sayı 19

Hindistan’a Vurulan İslâm Mührü

Hindistan’a Vurulan İslâm Mührü

DELHİ TÜRK SULTANLIĞI

 

Hindistan coğrafyasına dair okumalar yaparken karşımıza çıkan bir fotoğraf, tesirinden uzun süre bizleri sıyırmamıştı:

Binlerce Müslüman, bir caminin enkazında bayram namazı kılıyor… Duvarlarının yüksekliği, ibadet alanının genişliği ve etrafının ferahlığına bakılırsa, bir zamanlar görkemli bir abideydi burası. Oysa şimdi yalnızca yıkıntıdan ibaretti. Acaba neler olmuştu? Bu caminin hikâyesi neydi? Yaptıran hükümdar kimdi? Dahası, cami bugün niçin mamur hale getirilmiyordu? İşte, Delhi Türk Sultanlığı’nın en dikkate değer hükümdarlarından Fîrûz Şah Tuğluk’un inşa ettirdiği Cuma Camii’nin tek bir fotoğrafından sayısız soru düşüyor zihnimize.

Yolumuz Hindistan’a düşmese de hayal âleminde giderek Delhi’de ihmal edilen, unutulan ve hiç bilinmeyen İslâm abidelerinin, Fîrûz Şah Tuğluk Camii’yle sınırlı olmadığını görüyoruz.

Kelimenin tam anlamıyla, İslâmî açıdan bir kültür hazinesidir Hindistan ve bizim buralara dair bilgilerimiz son derece sınırlıdır ne yazık ki.

Delhi’yi, Agra’yı, Caypur’u, Leknev’i, Aligarh’ı bu duygularla adımlıyoruz.

Türkiye’de yaşayan insanlar olarak, tarihe olan ilgimizde Osmanlı coğrafyası ilk sıraya yerleşiyor. Bu, kaçınılmaz bir durum ve gayet tabii. Ancak İslâm tarihi Osmanlı’dan ve Müslüman dünya da Türkiye’den ibaret değil. Osmanlı medeniyetinin, Müslümanların tarih boyunca dünyada bıraktığı izlerin en parlaklarından biri olarak, yeterince anlaşılabilmesi için, onu yerli yerine oturtmak ve zincirin diğer halkalarıyla birlikte düşünmek icap ediyor. Sadece Osmanlı’ya odaklanmak ve zincirin öncesini ya da sonrasını ihmal etmek, bizi ayrıca tarihî sebep-sonuç münasebetleri çerçevesinde düşünmek yeteneğinden de mahrum bırakır.

Arka arkaya iki özel sayı şeklinde siz kıymetli okurlarımızın dikkatini Hindistan coğrafyasına yöneltmek isteyişimiz, yukarıda izah etmeye çalıştığımız sebeplerden kaynaklanıyor. Neredeyse 700 yıl boyunca Hindistan ve çevresinde cari olan Türk-İslâm hâkimiyeti, yalnızca oraları değil, dünyanın diğer coğrafyalarını da derinden etkiledi üstelik. Bugün bile, Hindistan’ın dünyaya bakan yüzünde neredeyse tamamen Müslümanların bıraktığı izler var. Hindistan deyince herkesin aklına gelen Tac Mahal, bu izlerin en meşhuru.

Delhi Türk Sultanlığı özel sayımızın, okuyan herkesin zihninde yepyeni pencereler açmasını, düşünce dünyamızı zenginleştirmesini ve ufuklarımızı daha da genişletmesini diliyoruz.

 

 

BAŞKA NELER VAR?

 

Prof. Dr. Azmi Özcan 650 yıl Müslüman-Türkler tarafından yönetilen Türk-İslâm tarihinin kayıp sayfası Hindistan’ı kaleme aldı.

 

“Delhi Sultanlığı’ndan evvel ne yaşanmıştı?” sorusuna Prof. Dr. M. Hanefi Palabıyık Hindistan’ı İslâm’la şereflendiren Gaznelilerdir tespitinde bulundu.

 

Moğol istilalarından kaçan alimlerin güvenli limanı Delhi’yi Doç. Dr. Ahmet Aydın ayrıntılarıyla anlattı.

 

Delhi Sultanlığı’na damga vuran hanedanları Mujiburrahman Timur satırlara taşıdı.

 

Hindistan’a İslâm’ın ikramı, Delhi Sultanlarının şeref sembolü Kutub Minâr’ı Şule Nurengin Beksaç yazdı.

 

Delhi Sultanlığı’nın manevî kurucusu Muînüddîn Çiştî ve Çiştî Tarikatı’nı Prof. Dr. Tanvir Anjum bizlere aktardı.

 

Syed Ubaidur Rahman, Delhi Sultanlığı’nın altın çağını yaşatan Alaeddin Halacî ve idarî-malî reformalarına ışık tuttu.

 

Delhi Sultanlığı’nın Moğolları durdruan savaş hilelerini Dr. Umut Kansoy’dan öğrendik.

 

Dr. Fouzia Farooq Ahmed, Delhi Sultanlığı’nı zirveye taşıyan seçkin köle askerlerini bizler için anlattı.

 

Moğol akınlarıyla Delhi’ye akın eden âlimlerin Hindistan’da oluşturdukları edebî çalışmaları Dr. Rıza Kurtuluş’tan öğrendik.

 

Prof. Dr. Engin Beksaç, Hindistan’a İslâm hüviyeti kazandıran mimari eserleri adeta bizlere çizdi.

 

Prof. Blain H. Auer ile “Delhi Sultanlarının otoritesi sünni iktidar anlayışına dayanıyordu” tespiti üzerine konuştuk.

 

Ortaçağ Hint kaynaklarında İslâm ve Müslüman kavramlarını Doç. Dr. Cemil Kutlutürk’ten okuduk.

 

Delhi Sultanlığı’nın cevval melikesi, ilk ve tek kadın hükümdarı Râziye Sultan’ı Doç. Dr. H. Hilal Şahin’den dinledik.

 

Müslüman hekimlerin Yunan tıbbını tatbik edemedikleri Hindistan’da İlm-i Tıp ile Ayurveda Sentezi uygulamalarını İktidar Hüseyin Sıddıkî’den okuduk.

 

Delhi Sultanlığı’nın adil ve adalet timsali sultanı Balaban han’ı Deniz Çıkılı satırlara taşıdı.

 

Dr. Umut Kansoy, Delhi Türk Sultanlığı’nda kullanılan dev dişli savaş makinelerini hayal dünyamızda tasvir etti.

 

Emir Timur’un Ankara Savaşı’na lojistik ön hazırlığı olan Hindistan Seferi’ni Prof. Dr. Mustafa Alican kaleme aldı.

 

Kast sistemindeki adaletsizliği bertaraf eden İslâm’ın Müslüman Hindistan’daki sosyal hayata tecellisine Naumana Kiran ayna tuttu.

 

Delhi Sultanlığı’nın temellerini dinamitleyen ve yıkılmasına sebep olan ölümcül hataları Ganeswar Nayak’tan dinledik.

 

Ayrıca, dünya seyyahlarından olan “İbn Battûta’nın Hindistan Seyahati” yazısı da okurlarla buluştu.