Tarihin en ihtişamlı devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğu, geride bıraktığı çok boyutlu ve derin izler sayesinde sadece Müslüman zihinlerde değil, Avrupa’da -hatta Afrika ve Asya’da- bugün hâlâ yaşamaya devam etmektedir. Osmanlı güneşinin ışıkları öylesine güçlü ve parlaktır ki, bu durum, bilhassa Anadolu’da Osmanlı öncesinde var olan birikimin gözlerden kaçmasına yol açabilmektedir. “Osmanlı öncesinde” derken kastettiğimiz dönemlerin başında
elbette Türkiye Selçukluları -Anadolu Selçukluları geliyor. Oysa Türkiye Selçuklularının hâkim olduğu asırlar, “Osmanlı’yı hazırlayan mukaddime” olarak tavsif edilmeye layık bir medeniyet devrine işaret eder.
Bu sayımızda, Türkiye Selçukluları döneminde Anadolu’yu âdeta bir vücudun içindeki damarlar gibi saran kervansaraylar ağına odaklanıyoruz. Niçin sadece kervansarayları gündeme taşıdığımız belki sorulabilir. Dosyamızın sayfaları arasında ilerlerken de göreceğiniz
üzere, Türkiye Selçuklularının en mükemmel bir hale getirdiği kervansaray zinciri sadece ekonomik bir modele işaret etmez; ahîlik teşkilâtı bağlamında toplumsal bir gösterge haline gelir, yol güvenliğinin ve ticaret rotalarının emniyetinin sağlanmasıyla alakalı ayrıntılar da bizi dönemin şartlarını ve dengelerini daha iyi anlamaya götürür. Bu yönüyle kervansaraylar,
Türkiye Selçuklularının toplumsal, ahlâkî, manevî, askerî ve siyasî manzarasının doğrudan yansıdığı birer aynadır. Biz sadece o aynanın üzerine birikmiş olan tozları almakla yetindik. Manzaranın parlaklığı zaten sizi de içine çekip götürecek.
Türkiye Selçuklularına odaklanma sebeplerimizden bir diğeri de, Anadolu’da Osmanlı öncesinde nasıl bir atmosferin bulunduğunu gözler önüne sermek. Bu sayede hem Anadolu’yu mayalayan dokuyu kavramış hem de Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşuna giden yolun bütün adımlarını görmüş olacağız.
Dosyamıza katkıda bulunan bütün kıymetli isimlere teşekkürlerimizi sunuyorum.
Yeni sayımızda, hayırla görüşmek üzere…
