Avrupa’da Radikal Hıristiyanlığın Doğuşu

Ulrich Zwingli, kurtuluşun yalnızca Kutsal Kitap’a (Sola Scriptura) ve imana (Sola Fide) dayandığını savunarak, geleneğe ve Kilise otoritesine dayalı din anlayışını köklü biçimde eleştirmiştir. Ona göre Tanrı ile insan arasındaki ilişki doğrudan bir nitelik taşır; ayinler, sakramentler ya da Kilise aracılığıyla gerçekleştirilemez. Ekmek ve şarabın Mesih’in bedeni ve kanını temsil etmesi bütünüyle sembolik olup, kurtarıcı olan unsur maddî unsurlar değil, Mesih’in getirdiği ilahî mesaja imandır. Zwingli, dinî uygulamaların toplumda hayata geçirilmesi sorumluluğunu sivil otoriteye yükleyerek din ile devlet arasında özgün bir ilişki modeli geliştirmiştir. Bu yaklaşım, onun ikonoklast tavrını ve İsviçre Reformu’nun siyasî ve toplumsal karakterini belirleyen temel unsurlardan biri olmuştur.

 

Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında… 

Benzer konular