Tarihin kıyısında kalmış küçük bir rivayet, bir roman, bir beste ve kayıp bir film… Hepsi bir araya gelince karşımıza hem sinema hem musiki hem de kültür tarihine uzanan büyüleyici bir hikâye çıkıyor. 1950 yapımı “III. Selim’in Gözdesi”, Mısır filmlerinin etkisiyle şekillenen erken dönem Türk sinemasının izlerini taşırken, ardındaki anlatı bizi Sadullah Ağa’nın hayatına ve III. Selim devrinin sanat iklimine götürüyor. Gerçek ile efsanenin iç içe geçtiği bu yolculukta, bir bestekârın kaderi ile bir filmin kayboluşu âdeta birbirine paralel ilerliyor. Hem Yeşilçam öncesi sinemanın serüvenini hem de Osmanlı musikisinin zarif dünyasını yeniden keşfetmeye hazır mısınız?
