Bizden Size

Tarihî bir vakıa olarak, hadisenin örgüsü kısa ve nettir:

Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, 1176 baharında Fransız, Alman, Sırp, Gürcü ve diğer milletlerden oluşan büyük bir orduyla Anadolu’ya geçmişti. Niyeti “Selçuklu tehdidi”ni artık tamamen ortadan kaldırmaktı. Bugünkü Balıkesir-Manisa tarikiyle Denizli’ye kadar inen müttefik Bizans ordusu, Miryokefalon Kalesi civarına konuşlandı. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın barış tekliflerini defalarca reddeden İmparator Manuel, galibiyete kesin biçimde inandığı için çatışmakta kararlıydı. 17 Eylül günü gerçekleşen savaş, Selçuklu Türklerinin mutlak galibiyetiyle sonuçlandı.

Miryokefalon Savaşı, elbette bundan ibaret değildir. İhtiva ettiği manalar ve tarihî akış içindeki yeri bağlamında “İkinci Malazgirt” denmeyi hak eden bir zaferdir. Anadolu’nun bir Türk ve İslâm yurdu olduğunun kesin biçimde teyididir. Malazgirt’le açılan kapının artık tapulanmasıdır. Bizans’ın Anadolu’ya dair umutlarının ebediyen sona erdiğinin ilânıdır. Sonrasında kazanılacak nice kesin zaferin mukaddimesidir.

Tüm bunlara rağmen, şaşırtıcı biçimde, Miryokefalon Savaşı Malazgirt’in gölgesinde ve gerisinde kalmıştır. Malazgirt’in ışıltısı, Miryokefalon’u karanlıkta bırakmıştır. Halbuki bu iki muhteşem zaferin birlikte ve birbirinin devamı şeklinde mütalaa edilmesi lazımdır. Aksi takdirde, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması süreci net bir biçimde anlaşılamayacaktır.

Derin Tarih olarak 850’nci yıldönümü münasebetiyle, Miryokefalon Savaşı’nı müstakil bir dosya olarak ele aldık. Dosyamız, Pamukkale Üniversitesi Tarih bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Balık’ın rehberliğinde ve öncülüğünde hazırlandı. Katkı sunan bütün hocalarımıza, okurlarımız adına en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Yeni sayılarımızda, hayırla görüşmek üzere…

Benzer konular