Bana Ne Yediğini Söyle…

1825’te yazdığı Lezzetin Fizyolojisi ya da Yüce Mutfak Üzerine Düşünceler adlı aforizmalarla dolu Fransızca eserinde “Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diyen Anthelme Brillat-Savarin, kimliğin inşa, ifade ve tasnifi sürecinde yemek kültürünün ne denli önemli olduğunu fark etmişti. Çağdaş kültürel antropologlardan tutun da tarihçilere dek tüm sosyal bilimciler kimlik ile yemek arasındaki ilişkiyi önemsemektedirler. Bizimle benzer gıdaları tüketenleri güvenilir ve uygar bulurken farklı şeyler yiyenlere kuşku ile bakarız. Bu kuşku “yamyamlar” söz konusu olduğunda onların insan sıfatını sorgulamaya dek gider.

Benzer konular