Sultan II. Abdülhamid’in dış politikada benimsediği denge siyasetinin önemli bir ayağı da imparatorluk dışında yaşayan Türk ve Müslümanlarla ilgiliydi. II. Abdülhamid, “Dünya Müslümanlarının halifesi” olması sebebiyle sömürge yönetimleri altında yaşayan Müslümanlara karşı izleyeceği siyasetin, büyük devletler nezdinde önemli bir baskı aracı olacağını düşünüyordu. Bu yaklaşım, klasik dönemden itibaren Osmanlı’nın Müslüman coğrafyalara yönelik olarak benimsediği pragmatik siyaset anlayışıyla da uyumluydu. Kafkasya ve Türkistan bu pragmatik siyasetin uygulandığı hedef coğrafyaların başında geliyordu.
